22 Ocak 2009 Perşembe

Mevsimin ilk poleni kovanlara gelmeye başladı

Bugün havanın güzel olmasını fırsat bilip işyerimden izin alarak arılığa gittim oradaki manzarayı özlemişim kovanlar temizlik ucuşlarını yapmış mevsimin ilk polenleride çiydemden gelmeye başlamış neyazık ki fotograf makinamın azizliğine uğradım pili bitmiş resim çekemeden geldim henüz ocak ayının 22 sindeyiz arılarımız yavru faaliyetine başlamışlar kovanlara polen ve su geliyor bizim Dağ güzeli F1 leri buyaz çok terletecek yerli arı ile ben ilkdefa kışladım allahtan ekip liderimiz Yusuf abi yerli arıyı'da iyi bildiyi için bize gerekli uyarıları ve izlememiz gereken yolu uygulamalı bir şekilde gösterir bizde koloni yönetimini yerli arıya göre öğrenmiş oluruz .
Doğru bir şekilde yönetilen kolonilerden de beklediğimiz verimi inşallah alırız. Sezonumuz başladı yakında vadi yolu görünür ekipde tüm hızıyla cıta ve eksik ilaveleri hazırlıyor bu ilkbahar zorlu geçecek ama bizim ekip üstesinden gelir

11 Ocak 2009 Pazar

Elmadağ'a Ziyaret

Cumartesi sabah başlıyan yolculuk nihayet bitti geldik
Hayyam abinin arılığa
Hayyam abinin erken baharda kullanmak üzere hazırladığı
yeni arılığı
Celal beyin kuzinede hazırladığı künefe süper olmuş ki catalı
eline alan çöktü tepsinin başına
Kuzine başında muhabbete doyum olmuyor

4 Ocak 2009 Pazar

Tandır Köyünden kış manzaraları



Avcılık ta Arıcılık gibi güzel bir hastalıktır kurallara uymak
şartıyla











Doğa ile mücadele etmek çook güzel
Eli Tüfeklilerden olmamak şartıyla









Nektar alanımızın bir bölümü







29 Aralık 2008 Pazartesi

Durmak Yok Yola Devam



Cumartesi günü Yusuf abiyle beraber düştük

inegöl yoluna hem keresteleri getirdik hemde

yoğun kar yağışını







Kamyonu kar yağarken boşalttık hızımızı

alamadık ki doru Saffet beyin imalathaneye







ruşetler hazırlanıyor cıtalar kesiliyor Saffet beyin

ekibinin maşallahı var arı gibi çalışıyolar






bu arada benim eksik ilaveler ve bu yıl ihtiyacım

olucak 900 cıtada iki hafta içinde hazır olucakmış

1 Mart 2009 da vadide denetleme var














18 Aralık 2008 Perşembe

POLEN




Polen arıların gelişmelerinde ve görevlerini yapabilmelerinde hayati öneme sahip bir maddedir. Şayet kolonide polen yoksa yavru gelişimi durur, kolonide büyük bir panik başlar. Bilindiği üzere arılar enerji ihtiyaçlarının baldan karşılarken, ihtiyaç duydukları diğer tüm maddeleri (amino asit, vitamin, mineral madde gibi) polenden karşılarlar. Kısaca polen, arıların ihtiyaç duydukları tüm maddeleri içermekle birlikte, insanlar için de önemli bir besin kaynağıdır.
Bazı profesyonel arıcılar bal yanında polen ya da öncelikli olarak polen üreterek daha kazançlı arıcılık yapmaktadırlar. Yapılan çalışmalarda bal üretimine ek olarak yapılan polen üretiminin arıcının gelirinde yüzde 30 artışa neden olduğu bulunmuştur. Bu bakımdan, daha kazançlı bir arıcılık için arıcılarımızın polen üretimine geçmeleri teşvik ve tavsiye edilmelidir.
Polen, kovan giriş deliği önüne veya tabanına monte edilebilen polen tuzaklarının kullanılması ile üretilir. Polen tuzağı çekmecelerinde toplanan polen, her gün veya her iki günde bir alınarak; teknik olarak, sıcaklığı 40 dereceyi geçmeyen havalandırmalı kurutma dolaplarında veya basitçe, havalandırmalı, doğrudan güneş almayan sıcak bir yerde, kalınlığı 1 santimetreyi geçmeyecek şekilde serilerek ve zaman zaman karıştırılarak kurutulabilir. Kurutma ile polende bulunan yüksek nemin yüzde 7’ye düşürülmesi ve güvenle saklanması sağlanır. Kurutulan polen ince eleklerden geçirilerek ve basit bir üfleme sistemi ile temizlenir. Kurutulan ve temizlenen polen hava almayan cam kavanozlarda veya polietilen torbalarda saklanır. 1-4 hafta gibi kısa süreli saklamalarda normal oda sıcaklığının yeterli olmasına karşın uzun süreli ve ideal saklama ortamı 4-5 C’dır. Basit olarak günlük kullanılan bir buzdolabı bu ortamı sağlar. Polenin kurutulması ve temizlenmesine müteakip karbondioksit (CO2) uygulanmasına tabi tutulması polenin daha güvenli saklanmasına katkıda bulunur.Çoğu arıcı polen toplamanın koloni gelişimine ve sonuçta bal üretimine olumsuz etkide bulunduğunu düşünür. Oysa yapılan araştırmalar, polen toplanılan kolonilerdeki arıların bu açığı kapatmak için daha fazla çalıştıklarını ve sonuçta polen toplamaya rağmen koloninin gelişiminde ve de bal üretiminde ciddi bir olumsuzluğun olmadığını göstermiştir. Ancak, ekonomik bir polen üretimi için kolonilerin, bol polen üreten bitkilerin mevcut olduğu yerlerde bulundurulmaları, kolonilerin güçlü olması, yavru içermesi ve gerektiğinde şeker şurubu ile beslenmesi gereklidir. Uygun bir yerde bulunsalar bile zayıf ve yavru içermeyen koloniler yeterli polen toplayamazlar.
Polen, insan sağlığı ve beslenmesi yönünden gerekli tüm amino asitleri, vitaminleri, mineral ve diğer maddeleri bir denge içinde bulunduran doğadaki tek ve en zengin besindir. Bu yönüyle polen hem dünyada hem de ülkemizde; vücut direncinin arttırılması ve korunmasında, gelişme bozukluklarının düzenlemesinde, özellikle prostat ve karaciğer problemlerinin giderilmesinde sporcular, yetişkinler ve çocuklar tarafından kullanılmaktadır. Polenin sabahları kahvaltıdan önce aç karnına alınması tavsiye edilmektedir. Günlük doz kişiye ve vakaya göre değişmekle birlikte genel olarak; yetişkinler için 15-20 gram, 3-5 yaş arası çocuklar için 5-10 gram ve 6-12 yaş arası çocuklar için 10-15 gram olabilir.
Nadiren de görülse polenin bazı kişilerde alerjiye neden olabileceği göz önünde bulundurulmalı ve bu durumda polen alımından vazgeçilmelidir.
Kaynak www.tarim.gov.tr


18 Kasım 2008 Salı

Balın Özellikleri



BALIN ÖZELLİKLERİ

Fiziksel özellikleri.Renk:Balın rengi, balı oluşturan maddelerin ışığı tutmasından oluşan optik bir özelliktir. Bal renkleri toplandığı çiçeklere ve bünyesindeki maddelere göre değişmektedir. Balın bünyesinde bulunan karotin, klorofil türevleri, ksantofil ve bazı renk maddelerinde etkisi olmaktadır. Balın ısıtılması ve depolanma şartları da balın renk değişimi üzerinde etkilidir.Özgül Ağırlığı: Sıcaklığa ve içindeki su miktarına bağlı olarak değişmekle birlikte, 20 santigrat derecede 1,4225 olmaktadır.


Viskosite: Balın akışkanlığa karşı gösterdiği dirençtir.Viskosite balın birleşimine ve daha çok nem içeriğine bağlı bir özelliktir. Isıtılınca balın vizkositesi azalmakta ve akışkanlık kazanmaktadır.


Kırılma Oranı: Işığın madde içindeki hızının havadaki hızına oranı (Refraktir İndeks) olarak tanımlanmaktadır. Balın su içeriğini bulmada kullanılır.


Optik Sapma: Bal ışığı sağa veya sola kırmaktadır. Normal ballar polarize ışığı sola kırmaktadır. Salğı balları ve çay şekeri ( Sakkaroz) polarize ışığı sağa döndürmektedir. Balın bu özelliğinden yararlanarak salğı balı veya sakarozdan yapılmış yapay ballar tespit edilebilmektedir.


Higroskobik Özelliği: Havadan nem alma özelliği demekte olan bu özellik bizim gibi üreticiler için önemlidir. Balın havadan nem alması özel yapısına, şeker ve su içeriğine bağlıdır. Balın kalitesi dışında bu özelliği aynı zamanda balın kristalize ve fermente olması bakımından önem taşımaktadır. Havadaki nem oranı % 58 olduğu zaman baldaki nem oranı % 17,4 civarında olmaktadır. Bu değerden az nemli ortamlarda bal nem kaybetmekte bu oranın üstündeki değerlerde ortamdan nem almaktadır.


Biyolojik Özellikleri.Tat ve Koku: Bizim gibi üreticileri ve tüketicilerimizi ilgilendiren bir özelliktir. Bünyesindeki miktarı,şeker türleri, şeker türlerinin bir birlerine oranı ve nektarın toplandığı bitki türüne göre değişiklikler göstermektedir. Bala uygulanan çeşitli işlemler kokusunu ve tadını değiştirmektedir.


Şekerlenme: Balda bir çözeltidir sonuçta. Herhangi bir madde bakımından doymamış sınırın üzerinde olan çözeltiler kararsız çözeltiler olup, doymuş çözelti durumuna dönmek eğilimindedirler. Hepimiz biliyoruz ki, balda çeşitli şekerler bulunmaktadır. Doyma noktası üzerindeki glukoz, kristal hale geçerek balın şekerlenmesini sağlar. Şekerlenme glukoz şekeri ile ilgili bir olaydır. Bizim sorumunuz şekerlenmiş balların halkımız tarafından sahte bal sayılmasıdır. Bu durum da pazarlama ve üretici ile tüketiciyi karşı karşıya getirmektedir. Balın şekerlenme hızı fruktoz / glukoz ve glukoz / su oranına bağlıdır. Glukoz / su oranı 1,70 veya daha az olması balın geç şekerlenirken, bu oran 2,10’dan fazla olduğunda ballarımız çok kısa zamanda şekerlenmektedir. Balda fruktoz miktarı glukozdan fazladır.Fruktoz / glukoz oranı büyüdükçe balın şekerlenme eğilimi azalır. Olgunlaşmamış ballarda glukozadan daha fazla sakkaroz bulunduğundan şekerlenme daha yavaş olur.


Fermantasyon: Balın bozulduğunu gösterir. Balın bünyesindeki şekerlerden ve dayanıklı mayalardan kaynaklanmaktadır. Mayalar baldaki fruktoz ve glukoz şekerlerine etki ederek sonuçta alkol ve CO2 meydana gelmekte ve daha sonra alkol oksijenin etkisiyle asetik asit ve suya dönüşmektedir. Balın yapısı bozulmakta, ekşimektedir ve balın rengi açılmaktadır. Fermantasyona yol açan mayaların kaynağı çiçekler ve topraktır. Olgunlaşmış ballarda su oranı ve maya azdır. Biz üreticiler balları olgulaştıktan sonra hasat etmeliyiz. Genellikle önce ballarımız kristal hale geliyor sonradan fermantasyon olmaktadır. Bizler ballarımızın kristal olmasını geciktirmeli ve kristal hale gelmiş balları usulüne uygun olarak tekrar sıvı hale getirmeliyiz.


Kimyasal Özellikler.Balın kimyasal Analizleri özel aygıtlar, laboratuar malzemesi ve dikkatli ölçüm, test ve gözlem yapmayı gerektirir.Yapılan bal analizinde glukoz, fruktoz ve sakaroz başta olmak üzere baldaki çeşitli şekerler ile asitlik, diyastaz aktivitesi, HMF ve kül miktarı gibi özellikleri incelenir.



3 Kasım 2008 Pazartesi

ARILIK ZİYARETİ


Cumartesi kendi arılığımı kontrol ettikten sonra


Sayın Halil Bilen abimizin arılığına gittim




Halil beyin arılarına Maşallah diyelim son hız çalışıyor







Yavru ve mevcutları sorunsuz kışı cıkaracak düzeyde